Toplantının açılışında konuşan EDSİS Genel Sekreteri Edip Katayıfçı, derneğin amacını “tüm paydaşları aynı çatı altında buluşturmak ve enerji depolama alanında sağlam, bilgi temelli bir ekosistem yaratmak” olarak tanımladı. Türkiye’de hızla büyüyen depolama pazarının rastgele genişlemesinin önüne geçmeyi, standardizasyon ve iş birliği kültürü oluşturmayı hedeflediklerini vurguladı.

Yenilenebilir enerjide hızlı büyüme, depolamayı zorunlu hale getiriyor
EDSİS Başkanı Can Tutaşı, Türkiye’nin son 15 yılda rüzgâr ve güneş enerjisinde beklentilerin ötesinde bir kapasite artışı yakaladığını hatırlatarak şunları söyledi: “Rüzgâr ve güneş, kontrol edemediğimiz kaynaklar. Bu nedenle üretim dalgalanmaları şebekede dengesizlik riski oluşturuyor. Depolama tam bu noktada devreye girerek şebekeye esneklik kazandırıyor.”
Türkiye’de Kasım 2022’de yapılan düzenlemeden sonra depolama başvurularının rekor seviyelere ulaştığını belirten Tutaşı, şu anda 33.000 MW entegre depolama + 6–7.000 MW müstakil depolama ile toplamda yaklaşık 40.000 MW’lık bir stok oluştuğunu açıkladı. İlk tesislerin ise bu yıl devreye girmesi bekleniyor.
“Depolamada geç kalmadık, küresel pazarla aynı anda ilerliyoruz”
EDSİS Başkan Yardımcısı Alper Terciyanlı, küresel depolama pazarındaki gelişmelerin Türkiye ile paralel seyrettiğini belirterek şu bilgileri paylaştı:
Terciyanlı ayrıca veri merkezleri, elektrikli araçlar ve elektrifikasyonun artmasıyla küresel elektrik talebinin yüzde 40 yükseleceğini, bu nedenle kısa ve uzun süreli depolamanın ülkelerin vazgeçilmez altyapısı haline geldiğini söyledi.
“Türkiye için büyük fırsat: Teknoloji üstü ve yetkinlik merkezi olabiliriz”
Dünya genelinde depolamanın hızla yaygınlaştığına dikkat çeken Terciyanlı, Türkiye’nin bu alanda geç kalmadığını vurgulayarak, “Batarya teknolojileri ve enerji yönetimi yazılımları tüm dünyada yeni gelişiyor. Türkiye, hem insan kaynağı hem mühendislik kabiliyetiyle bir üretim değil, bir yetkinlik üssü olabilir.” dedi.
Regülasyon ihtiyacı, TEİAŞ ve yatırımcı beklentileri
Europower Enerji Mühendislik Direktörü Bülent Mindek ise, sektörün iki temel beklentisine dikkat çekti:
Şebeke işletmecisi TEİAŞ’ın bağlantı izin süreçlerini hızlandırması: Depolamalı projelerde yalnızca sınırlı sayıda lisans çıktığını hatırlatan Mundak, bağlantı izinlerinin teknik hesaplamalar ve altyapı yetersizliği nedeniyle geciktiğini belirtti.
Yerli üretimin desteklenmesi: Sanayi Bakanlığı’nın başlattığı HIT30 programı kapsamında Türkiye’nin Avrupa’nın depolama üretim üssü haline gelmesi hedefleniyor.
Mindek, ayrıca depolama tesislerinin şebeke güvenliği açısından kritik rol oynadığını şu sözlerle aktardı: “Bu santraller arızalara milisaniyeler içinde müdahale ederek frekans ve gerilim dengesini sağlayacak. TEİAŞ için vazgeçilmez bir araç haline geliyorlar.”
Batarya teknolojilerine ilişkin soruları yanıtlayan sektör temsilcileri, kısa vadede lityum-iyon teknolojisinin maliyet ve güvenilirlik avantajı nedeniyle öne çıktığını, ancak küresel rekabetin sodyum bazlı bataryalar dahil yeni çözümleri hızlandıracağını ifade etti.
Sektör temsilcileri, depolamanın özellikle büyük şehirlerde şebeke yatırımlarını azaltacağını belirtti. Trafo değiştirmenin mümkün olmadığı Kapalıçarşı gibi bölgelerde depolama sistemlerinin yükü hafiflettiği vurgulandı.