• elektrikcirehberi@gmail.com

HABER DETAYI

26.04.2026 04:01

Küresel elektrik talebindeki sıçrama sistemin tamamını dönüştürüyor

Küresel elektrik talebindeki sıçrama sistemin tamamını dönüştürüyor

AA’dan Murat Temizer’e değerlendirmelerde bulunan Enerji Ekonomisi ve Finansal Analiz Enstitüsü (IEEFA) Elektrik Sektörü Analisti Jonathan Bruegel, talep artışının “tek bir mucize çözümle” karşılanamayacağını, üretim, şebeke ve depolama yatırımlarının eş zamanlı planlanması gerektiğini söyledi.

Bruegel’e göre üretim tarafında hem güneş ve rüzgâr gibi değişken kaynakların hem de hidroelektrik, jeotermal ve sürdürülebilir biyokütle gibi yönetilebilir yenilenebilir enerjilerin hızla devreye alınması gerekiyor. Bazı ülkelerde ise nükleer enerjinin mevcut rolünün korunması ya da genişletilmesi gündemde kalmaya devam edecek.

Küresel elektrik talebindeki sıçrama sistemin tamamını dönüştürüyor

Ancak Bruegel, “Yalnızca yeni üretim kapasitesi yeterli değil. Şebeke genişletme, güçlendirme ve dijitalleşme kritik önemde” diyerek iletim ve dağıtım altyapısının artan yük ve oynaklığa uyum sağlayacak şekilde modernize edilmesi gerektiğini vurguladı.

Depolama ve akıllı şebekeler kilit rol üstlenecek

Elektrifikasyonun özellikle pik talep dönemlerinde sistemi zorladığını belirten Bruegel, bu nedenle şebeke yatırımlarının üretim artışıyla paralel ilerlemesi gerektiğini ifade etti. Kısa süreli batarya depolama sistemlerinin güneş ve rüzgâr santralleriyle entegre edilmesinin, düşük karbonlu ve kesintisiz elektrik arzı açısından temel gereklilik haline geldiğini kaydetti.

Uzun süreli ve mevsimsel depolama için ise pompaj depolamalı hidroelektrik santrallerin hâlâ yeterince değerlendirilmeyen bir çözüm olduğuna işaret etti.

Avrupa’da fosilden çıkışta farklı hızlar

Bruegel, Batı Avrupa’da mevcut politika setiyle 2045’e kadar elektrik üretiminin büyük ölçüde yenilenebilir kaynaklara ve bazı ülkelerde nükleer enerjiye dayanabileceğini söyledi. Bununla birlikte İtalya ve Almanya gibi ülkelerde fosil yakıtlardan tamamen çıkış konusunda daha temkinli bir yaklaşımın sürdüğünü dile getirdi.

Orta ve Doğu Avrupa’da ise yenilenebilir kurulumlarının hızlandığını ancak eski kömür santralleri, şebeke kısıtları ve finansman zorlukları nedeniyle 2045’e kadar tamamen fosilsiz bir üretim yapısının zor göründüğünü belirtti.

Küresel ölçekte ise fosil yakıtların, özellikle arz güvenliği açısından “güvenilir kapasite” rolü nedeniyle üretim karmasında varlığını koruyacağını vurgulayan Bruegel, Çin örneğini verdi. Yenilenebilir kapasitede çift haneli artışlara rağmen kömür ve gazın, yüksek talebi karşılamak amacıyla öngörülebilir gelecekte sistemde önemli paya sahip olmaya devam etmesinin beklendiğini söyledi.

Dijitalleşme ve yapay zekâ destekli yönetim

Bruegel’e göre iletim ve dağıtım ağlarının güçlendirilmesi, yeni yenilenebilir kapasitenin sisteme entegrasyonu açısından ön koşul niteliğinde. Akıllı şebekeler, gelişmiş talep tahminleme araçları ve yapay zekâ tabanlı yönetim sistemleri; üretimi optimize ederek, değişken kaynakları dengeleyerek ve stres noktalarını gerçek zamanlı öngörerek sistem verimliliğini artırıyor.

Ancak Bruegel, bu teknolojilerin “tek başına itici güç” olmadığını vurgulayarak, net sıfır hedeflerine ulaşmanın siyasi kararlılık ve uzun vadeli politika istikrarına bağlı olduğunu ifade etti. Üretim tarafına yönelik öngörülebilir düzenlemeler ve yeterli sermaye tahsisi olmadan, en gelişmiş esneklik teknolojilerinin dahi arz darboğazlarını önlemede yetersiz kalabileceği uyarısında bulundu.

Artan elektrik talebi, enerji dönüşümünü yalnızca üretim kapasitesi meselesi olmaktan çıkararak; şebeke, depolama ve dijital altyapıyı merkeze alan kapsamlı bir yeniden yapılanmayı zorunlu kılıyor.

HABERE YORUM YAP

HABERE YAPILAN YORUMLAR

Hiç yorum yapılmamış.