Bakanlıktan yapılan açıklamaya göre iki gün sürecek toplantının ilk gününde yedi oturum düzenlendi. Oturumlarda zirvenin genel çerçevesi, stratejik öncelikler, teknik ve hukuki süreçler ile COP31’den çıkması muhtemel karar başlıkları ele alındı. Küresel siyasi gelişmelerin ve jeopolitik kırılmaların çok taraflı iklim diplomasisi üzerindeki etkileri de kapsamlı biçimde değerlendirildi.
Toplantıya BMİDÇS İcra Sekreteri Simon Stiell, Azerbaycan Dışişleri Bakan Yardımcısı ve COP29 Başmüzakerecisi Yalçın Rafiyev, COP30 Başkanı Andre Correa do Lago ile teknik heyetler katıldı. Türkiye ve Avustralya’nın üstleneceği rol ve sorumluluklar ile COP31’in başarısı açısından kritik önemdeki müzakere organlarının işleyişi de gündemin önemli başlıkları arasında yer aldı.

Açılış oturumunda konuşan Bakan Kurum, COP31 sürecini sonuç üretmeye odaklı bir anlayışla yürüteceklerini belirterek, önceki başkanlıklarla güçlü bir eşgüdüm hedeflediklerini vurguladı. Azerbaycan ve Brezilya’nın yürüttüğü süreçleri daha ileriye taşımayı amaçladıklarını ifade eden Kurum, COP31 başkanlığını kapsayıcı ve şeffaf bir yaklaşımla yürüteceklerini kaydetti.
Kurum, Türkiye ile Avustralya arasında kurulan ortaklığın COP31’in temel dayanaklarından biri olacağını belirterek, “Doğu ile batı, kuzey ile güney arasında köprü kuran bir iş birliği modelini sürecin her alanına yansıtmak istiyoruz. Net, istişareye dayalı bir liderlik anlayışıyla çalışacağız.” dedi.
Dünyanın COP31’den beklentilerinin yüksek olduğuna dikkat çeken Kurum, zirveyi yalnızca diplomatik bir buluşma olarak görmediklerini şu sözlerle dile getirdi:
“COP31’i sadece bir konferans olarak değerlendirmiyoruz. Birlikte eyleme geçmeye dair güvenin yeniden tesis edildiği, iklim hedeflerinin somut uygulamalara dönüştürüldüğü bir ‘Geleceğin COP’u, Uygulama COP’u’ olmasını hedefliyoruz.”
Kurum ayrıca toplantıda, azaltım, uyum ve iklim finansmanı başlıklarını içeren tüm temel sac ayaklarını dikkate alan, başkanlıklar arası koordinasyonu güçlendiren ve somut çıktılara odaklanan bir çalışma çerçevesi oluşturduklarını ifade etti.
BMİDÇS İcra Sekreteri Simon Stiell ise COP sürecinin kritik bir dönemeçte olduğuna işaret ederek, mevcut başkanlık etkileşiminin şimdiye kadarki en yoğun ve kapsamlı dönemlerden biri olduğunu söyledi.
Paris Anlaşması’nın kabul edildiği COP21’den bu yana sürecin Dubai, Bakü, Belem ve şimdi Antalya’ya uzanan daha geniş bir yolculuğun parçası olduğunu belirten Stiell, bu zincirin 2030, 2035 ve 2050 hedeflerine ulaşma açısından belirleyici olacağını vurguladı.