BM uzmanlarına göre, özellikle enerji arz güvenliği, artan fiyatlar ve tedarik zincirlerindeki kırılganlıklar, ülkeleri fosil yakıtlara bağımlılığı azaltmaya ve yerli, yenilenebilir kaynaklara yönelmeye zorluyor. Bu süreç, gelişmekte olan ülkeler açısından hem riskler hem de yeni fırsatlar barındırıyor.
Enerji şokları kırılgan ülkeleri daha fazla etkiliyor

BM’nin analizine göre, Orta Doğu’daki çatışmaların tetiklediği enerji fiyat artışları ve lojistik aksaklıklar, özellikle ithalata bağımlı ekonomiler üzerinde ciddi baskı oluşturuyor. Bu durum, enerjiye erişimde zaten sorun yaşayan ülkelerde ekonomik ve sosyal kırılganlıkları derinleştiriyor.
Öte yandan aynı gelişmeler, yenilenebilir enerji yatırımlarını daha rekabetçi hale getiriyor. Güneş ve rüzgâr gibi yerli kaynakların maliyet avantajı, enerji güvenliği kaygılarıyla birleştiğinde, ülkelerin enerji politikalarında yapısal değişimlere yol açıyor.
“Dönüşüm için kritik bir eşik”
BM değerlendirmesinde, mevcut krizin küresel enerji sistemi açısından bir “dönüm noktası” olabileceği vurgulanıyor. Fosil yakıt piyasalarındaki oynaklık, enerji güvenliğinin yalnızca arz çeşitliliğiyle değil, aynı zamanda sürdürülebilir kaynaklarla sağlanabileceğini ortaya koyuyor.
Bu çerçevede, temiz enerji yatırımlarının yalnızca iklim hedefleri açısından değil, ekonomik dayanıklılık ve ulusal güvenlik açısından da stratejik bir öncelik haline geldiği ifade ediliyor.