Güney İsviçre Uygulamalı Bilimler ve Sanatlar Üniversitesi’nden Ebrar Özkalay liderliğindeki araştırma ekibi, farklı iklim koşullarında uzun süre çalışan güneş panellerinin performansını analiz etti. Çalışma, İsviçre’de 1987–1993 yılları arasında kurulan altı güneş enerjisi sisteminin 30 yılı aşkın çalışma verilerini inceliyor.
30 yıl sonra bile yüzde 80’in üzerinde performans

Araştırmanın bulgularına göre incelenen sistemlerdeki güneş panelleri, üç on yılı aşkın süre çalıştıktan sonra bile ilk güç kapasitelerinin yüzde 80’inden fazlasını üretmeye devam ediyor. Panellerde yıllık performans kaybı ise ortalama yüzde 0,16 ile yüzde 0,24 arasında ölçüldü.
Bu oran, fotovoltaik sistemler için literatürde sıklıkla belirtilen yüzde 0,75–yüzde 1 yıllık performans düşüşünün oldukça altında kalıyor. Başka bir ifadeyle, paneller beklenenden çok daha yavaş yaşlanıyor.
Araştırmacılar, elde edilen verilerin fotovoltaik teknolojinin gerçek hizmet ömrünün 40 hatta 50 yılın üzerine çıkabileceğine işaret ettiğini belirtiyor.
25 yıllık garanti gerçek ömrü göstermiyor
Güneş panelleri piyasada genellikle 25 yıl performans garantisi ile satılıyor. Ancak uzmanlara göre bu süre, panellerin kullanım ömrünün sona erdiği anlamına gelmiyor.
Araştırmada incelenen sistemlerin çoğunun garanti süresi çoktan dolmuş olmasına rağmen üretim kapasitesini büyük ölçüde koruduğu görüldü. Bu durum, güneş enerjisi yatırımlarının ekonomik ömrünün tahmin edilenden daha uzun olabileceğini gösteriyor.
Çevresel koşullar ve malzeme kalitesi belirleyici
Araştırmaya göre panellerin uzun ömürlü olmasında yalnızca güneş ışınımı değil, termal stres, havalandırma ve kullanılan malzemelerin kalitesi önemli rol oynuyor. Özellikle daha serin bölgelerde kurulan panellerin daha düşük sıcaklık stresine maruz kaldığı ve bunun da dayanıklılığı artırdığı tespit edildi.
Bilim insanlarına göre bu sonuçlar, güneş enerjisinin uzun vadeli enerji yatırımları açısından güvenilirliğini güçlendiriyor. Panellerin beklenenden çok daha uzun süre çalışabilmesi, hem yatırım maliyetlerini düşürüyor hem de enerji sistemlerinin karbonsuzlaşmasına katkıyı artırıyor.
Araştırmacılar, fotovoltaik teknolojinin dayanıklılığına ilişkin bu bulguların gelecekteki güneş enerjisi projelerinin planlanmasında önemli bir referans oluşturabileceğini vurguluyor.