Almanya Çevre Ajansı (UBA), yayımladığı yeni değerlendirmede, agrivoltaik sistemleri çevre dostu enerji dönüşümünün önemli bileşenlerinden biri olarak öne çıkardı. Güneş panellerinin tarım arazileri üzerinde veya arasında konumlandırıldığı bu sistemler, aynı arazide hem elektrik üretimi hem de tarımsal faaliyetlerin sürdürülmesine imkân tanıyor.
UBA’ya göre yenilenebilir enerji yatırımlarında öncelik çatı ve mevcut yapı alanlarına verilse de, hedeflenen kapasitelere ulaşmak için açık alanlara da ihtiyaç duyuluyor. Bu noktada agrivoltaik, verimli tarım topraklarını tamamen devre dışı bırakmadan enerji üretimi yapılmasını sağlayan bir çözüm olarak öne çıkıyor.

Mikro iklim etkisi: Bitkiyi koruyan paneller
Uzmanlar, agrivoltaik sistemlerinin yalnızca enerji üretmekle kalmadığını, tarımsal üretime de doğrudan katkı sunduğunu belirtiyor. Panellerin oluşturduğu kısmi gölgeleme sayesinde:
Bu özellikleriyle agrivoltaik sistemler, iklim değişikliğinin tarım üzerindeki baskısının arttığı bir dönemde uyum (adaptasyon) aracı olarak da değerlendiriliyor.
Arazi kullanımında verimlilik ve ek gelir
Agrivoltaiklerin bir diğer önemli avantajı ise arazi kullanım verimliliği. Aynı alanın hem tarım hem enerji için kullanılması, özellikle arazi baskısının yüksek olduğu ülkelerde stratejik önem taşıyor. Çiftçiler, tarımsal üretimin yanı sıra elektrik satışından veya öz tüketimden de gelir elde edebiliyor. Almanya’da yapılan çalışmalara göre, uygun ürün ve panel tasarımıyla tarımsal üretimde kayıp yaşanmadan elektrik üretimi mümkün olabiliyor.
Türkiye’de pilot uygulamalar başladı
Türkiye, yıllık ortalama 2 bin 700 saati aşan güneşlenme süresi ve geniş tarım alanlarıyla agrivoltaik uygulamaları için elverişli bir konumda bulunuyor. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile EPDK verilerine göre Türkiye’nin güneş enerjisi kurulu gücü 15 GW’ın üzerine çıkmış durumda ve büyüme eğilimi sürüyor.
Türkiye’de agrivoltaik sistemlere yönelik ilk pilot projeler de hayata geçirilmeye başlandı. Enerji sektöründeki özel şirketlerin tarım işletmeleriyle iş birliği içinde yürüttüğü çalışmalarda, sebze ve aromatik bitkilerin yetiştirildiği alanlarda aynı zamanda elektrik üretimi sağlanıyor. Pilot uygulamalarda yıllık 30 MWh seviyesinde elektrik üretimi raporlanırken, bazı ürünlerde güneş stresinin azalmasına bağlı olarak olumlu sonuçlar elde edildiği belirtiliyor.
Uzmanlara göre agrivoltaik sistemleri, Türkiye’de özellikle:
Mevzuatın netleşmesi ve destek mekanizmalarının devreye girmesi halinde agrivoltaik sistemlerin, Türkiye’nin hem yenilenebilir enerji hedeflerine hem de tarımsal sürdürülebilirliğine katkı sunabileceği değerlendiriliyor.
Agrivoltaik, tarım ve enerji sektörleri arasındaki klasik rekabeti ortadan kaldırarak çift yönlü üretim modeli sunuyor. Almanya’da çevre ajanslarının bu sisteme verdiği önem, agrivoltaik çözümlerin Avrupa genelinde yaygınlaşacağına işaret ederken, Türkiye için de iklim dostu ve ekonomik açıdan güçlü bir alternatif olarak öne çıkıyor.