Avrupa, jeopolitik gelişmelerin tetiklediği yeni bir enerji krizi riskiyle karşı karşıya. İran’daki savaş ve Hürmüz Boğazı’nın kapanmasına yönelik endişeler, küresel petrol ve doğal gaz fiyatlarında sert yükselişlere neden olurken, kıta genelinde enerji güvenliği yeniden en kritik gündem maddesi haline geldi.
Ekonomik etkilerin boyutu henüz netleşmemiş olsa da uzmanlara göre mevcut tablo, Avrupa’nın ithal fosil yakıtlara bağımlılığının yarattığı kırılganlığı bir kez daha ortaya koyuyor. Bu çerçevede, özellikle Almanya ve İngiltere, enerji politikalarında hızlı bir yön değişikliğine giderek yerli ve yenilenebilir kaynaklara, özellikle de rüzgâr enerjisine ağırlık verme kararı aldı.

WindEurope CEO’su Tinne van der Straeten, krizin yapısal bir dönüşümü zorunlu kıldığını belirterek, “Avrupa güvenilmez fosil yakıt ithalatına bağımlılığının sonuçlarını bir kez daha görüyor. Bu durum geçici değil, yeni normal. Yerli yenilenebilir enerji, Avrupa’nın gelecekteki tek güvenli enerji stratejisidir.” değerlendirmesinde bulundu.
Almanya’dan 12 GW’lık ek rüzgâr hamlesi
Almanya, krize doğrudan yanıt olarak karasal rüzgâr enerjisinde kapasite artışına gidiyor. Ekonomi ve Enerji Bakanı Katherina Reiche, ülkenin 2030 yılına kadar planlanan rüzgâr enerjisi ihalelerine ek olarak 12 GW’lık yeni kapasite tahsis edileceğini açıkladı.
Reiche, yaptığı açıklamada enerji politikasının artık doğrudan güvenlik politikasıyla bağlantılı olduğunu vurgulayarak, Almanya’nın jeopolitik riskler ve dalgalanan fosil yakıt fiyatlarına karşı daha dirençli bir enerji sistemi kurmayı hedeflediğini ifade etti. Ek kapasitenin yalnızca enerji arz güvenliği açısından değil, aynı zamanda sanayi için öngörülebilir maliyet yapısı oluşturma açısından da kritik olduğu belirtiliyor.
İngiltere açık deniz rüzgârında süreci öne çekti
İngiltere ise enerji krizine yanıt olarak yenilenebilir enerji ihalelerini hızlandırma yoluna gitti. Enerji Bakanı Ed Miliband, büyük ölçekli yenilenebilir enerji ihale turu AR8’in planlanandan önce, Temmuz 2026’da gerçekleştirileceğini duyurdu.
AR8 kapsamında 18’e kadar açık deniz rüzgâr santralinin yanı sıra yeni karasal rüzgâr ve güneş projelerinin de devreye alınması bekleniyor. Bu hamle, daha önce gerçekleştirilen ve 23 milyon hanenin elektrik ihtiyacına denk kapasite sağlayan AR7 ihalesinin ardından geliyor.
Analizlere göre yalnızca AR7 kapsamında sağlanan kapasite, İngiltere’nin yıllık yaklaşık 80 LNG tankerine eşdeğer doğalgaz ithalatını ikame edebilecek ve mevcut fiyatlarla yaklaşık 4 milyar sterlin tasarruf sağlayacak.
Miliband, konuya ilişkin değerlendirmesinde, “Fosil yakıtlara bağımlı olduğumuz sürece gerçek bir enerji güvenliğinden söz edemeyiz” ifadelerini kullandı.
Yenilenebilir enerji fiyat oynaklığını azaltıyor
Araştırmalar, yenilenebilir enerji payının artmasının yalnızca arz güvenliğini değil, aynı zamanda elektrik fiyatlarını da istikrara kavuşturduğunu ortaya koyuyor. Ember verilerine göre, doğalgaza daha az bağımlı olan ülkelerde fiyat dalgalanmaları belirgin şekilde daha sınırlı kalıyor.
Örneğin İspanya’da 2026 yılı boyunca doğalgaz fiyatları elektrik fiyatlarını saatlerin yalnızca yüzde 15’inde etkilerken, bu oran İtalya’da yüzde 89 seviyesinde gerçekleşti. Bu fark, İran’daki çatışma sonrası dönemde İspanya’nın diğer Avrupa ülkelerine kıyasla daha düşük elektrik fiyatlarıyla karşılaşmasını sağladı.
Uzmanlara göre bu tablo, yenilenebilir enerji yatırımlarının yalnızca çevresel değil, aynı zamanda ekonomik rekabet açısından da stratejik bir araç haline geldiğini gösteriyor. Avrupa’da derinleşen enerji güvenliği tartışmalarında rüzgâr enerjisinin giderek daha merkezi bir rol üstlenmesi bekleniyor.