Birmingham’da gerçekleştirilen “Project 80” sosyal konut projesine dair yapılan akademik çalışmaya göre, hava kaynağı ısı pompalarıyla donatılmış ve güneş panelleri bulunan tamamen elektrikli evler, elektrik şebekesi üzerinde beklenenden daha düşük baskı oluşturuyor.

The Guardian’ın aktarımına göre, çalışmada yer verilen yedi evde yapılan analiz, şu bulguları ortaya koyuyor:
Araştırmayı yürüten Birmingham City University’den Dr. Monica Mateo-Garcia’ya göre, bazı sakinlerin elektrikli su ısıtıcılarını (immersion heater) manuel olarak açması gibi alışkanlıklar enerji kullanımını verimsiz hâle getiriyor. Bu durum, ısı pompası sistemlerinin tam potansiyelle çalışabilmesi için kullanıcı eğitimine ihtiyaç olduğunu gösteriyor.
Çalışmada ayrıca, konutların 2019’da önerilen “Geleceğin Evleri Standardı”na uygun şekilde tasarlandığı vurgulanıyor. Bu standart, yeni konutlarda karbon emisyonlarını 2013 yapı yönetmeliklerine kıyasla ciddi oranda azaltmayı hedefliyor.
Araştırma ayrıca, enerji performans belgelerinde (Energy Performance Certificate, EPC) yer alan öngörülerin pratikte saf dışı kalabileceğini; modellerin gerçekte olduğundan daha fazla enerji ihtiyacı tahmin ediyor olabileceğini gösteriyor.
Sakinlerden gelen geri bildirimler ise olumlu: Rapor, küf ve nem problemi yaşanmadığını, bazı evlerde astım gibi sağlık sorunlarında iyileşme gözlemlendiğini aktarıyor.
Bu bulgular, ısı pompalarının yaygınlaşması yönündeki eleştirileri bilimsel olarak zayıflatıyor ve yeni konut planlamasında enerji modellerinin yeniden değerlendirilmesi gerektiğini işaret ediyor. Ayrıca, İngiltere’de planlanan düzenlemelerde —özellikle 2027’ye kadar yeni binalarda zorunlu hale gelmesi öngörülen ısı pompaları ve güneş panelleri — bu tür çalışmaların dayanak oluşturabileceği düşünülüyor.